Sınav Kaygısı

Sınav dönemleri yaklaşırken evlerin havası değişir; sessiz bir gerginlik veya gürültülü çatışmalar baş gösterir. Gençlerde görülen çarpıntı, odaklanma güçlüğü ya da yoğun huzursuzluk hali genellikle "sınav kaygısı" olarak etiketlenir ve bu durum genellikle "başarıya odaklanamama" sorunu gibi ele alınır.

Ancak ruhsal yapının derinliklerine bakıldığında, sınav kaygısı aslında bir semptomdur; yani buzdağının suyun üzerinde kalan, görünür olan kısmıdır. Dinamik yönelimli bir bakış açısıyla, sınav kaygısını sadece bir "kaygı bozukluğu" olarak değil, gencin iç dünyasındaki karmaşık duyguların bir dışavurumu olarak anlamlandırmak gerekir.

Yüzeyin Altındaki Mesaj: Sınav Neyi Temsil Eder?

Bir genç sınav kağıdıyla karşı karşıya kaldığında, zihni sadece matematik formülleriyle değil, aynı zamanda bilinçdışı süreçlerle de meşguldür. Dinamik çalışmalarda, sınavın birey için taşıdığı sembolik anlam üzerinde durulur. Sınav, genç için sadece bir okul geçişi değil, bazen şunların bir temsilidir:

  • Ayrışma ve Bireyselleşme Sancısı: Sınav, çocukluktan çıkıp yetişkinliğe, bağımlılıktan bağımsızlığa giden bir kapı olarak algılanabilir. Başarısızlık bazen bilinçdışı bir düzeyde "büyümekten korkma" veya "aile ocağından ayrılamama" arzusunu gizliyor olabilir.
  • Sevgi ve Onay Denklemi: Eğer çocukluktan itibaren sevgi ve değer görme koşulu "başarı" üzerine inşa edilmişse, sınav bir yaşam-ölüm meselesine dönüşür. Bu noktada hissedilen kaygı sınavdan değil, "değersizleşme ve sevgiyi kaybetme" korkusundan beslenir.
  • Sessiz Bir Direniş: Bazen yoğun kaygı ve buna bağlı başarısızlık, ebeveynin aşırı baskıcı veya mükemmeliyetçi beklentilerine karşı gösterilen bilinçdışı bir "hayır" cevabıdır. Genç, kendi hayatının kontrolünü eline almanın tek yolunu (farkında olmadan) başarısızlıkta bulmuş olabilir.

Tekniklerle Susturmak mı, Anlamlandırarak Özgürleşmek mi?

Sınav kaygısına yaklaşırken yaygın olan "nefes egzersizleri" veya "rahatlama teknikleri" gibi yöntemler, dinamik ekolün uzağında kalır. Çünkü semptomu tekniklerle susturmaya çalışmak, o kaygının altındaki anlamı duymayı engeller.

Asıl iyileşme, kaygıyı bastırmakla değil, o kaygının ne anlatmak istediğini anlamlandırmakla başlar.

Terapötik süreçte amaç; gencin iç dünyasındaki "yargılayıcı sesleri" (sert süperego), hata yapmaya dair geliştirdiği savunma mekanizmalarını ve geçmiş yaşantıların bugünkü sınav kağıdına nasıl sızdığını keşfetmektir. Kişi, kaygısının kökenindeki bu dinamikleri anlamlandırdıkça, sınav artık bir "tehdit" olmaktan çıkar ve kendi hayat yolculuğundaki bir durak haline gelir.

Ebeveynler İçin: Sınavın Ötesini Görebilmek

Ebeveyn olarak çocuğunuzdaki sınav kaygısını fark ettiğinizde, odağınızı "notlardan" ve "çalışma saatlerinden" ziyade, onun bu süreçteki duygusal deneyimine çevirmek değerlidir.

Şunu unutmamak gerekir ki; sınav kağıdı gün gelir değişir, ancak bir gencin "hata yapma hakkı" olduğuna ve her koşulda "değerli" olduğuna dair geliştirdiği içsel inanç, ömür boyu onunla kalır.

Kaygıyı bir engel değil, çocuğunuzun iç dünyasını anlamak için bir pencere olarak görmek, bu yolculuktaki en büyük destektir.

Uzm. Klnk. Psk. Tuğba YILMAZ

Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisti

Blog Yazılarına Dön