Ergenlik ve Kimlik

Bir sabah uyanırsınız ve sanki evdeki o uyumlu, her dediğinizi dikkatle dinleyen çocuk gitmiş; yerine her şeyi sorgulayan, odasının kapısını dünyaya kapatan bir yabancı gelmiştir. Birçok ebeveynin "Bize ne oldu, neden artık birbirimizi duymuyoruz?" dediği bu evre, aslında insan hayatının en kritik virajlarından biridir: Ergenlik ve Kimlik Dönemeci.

Erikson’un Penceresinden: "Ben Kimim?" Sorusunun Peşinde

Psikososyal gelişim kuramının öncüsü Erik Erikson, yaşam boyu süren gelişimi evrelere ayırırken ergenlik dönemini (12-18 yaş) bir "eşik" olarak tanımlar. Bu evrenin temel çatışması şudur: Kimlik Kazanımına Karşı Rol Karmaşası.

Bu dönemdeki bir genç, çocukluktaki "anne-babasının uzantısı olma" halinden sıyrılıp kendi değerlerini, inançlarını ve hedeflerini belirlemeye çalışır. Erikson’a göre bu bir "Kimlik Dönemeci"dir. Çocuk, "Siz kim olmamı istiyorsunuz?" sorusunu bir kenara bırakıp, aynadaki o yeni yüze bakarak şu hayati soruyu sorar: "Ben gerçekten kimim?"

Neden Eskisi Gibi Dinlemiyorlar?

Ebeveynlerin en çok zorlandığı nokta, çocuklarının "itaat" mekanizmasının bir anda bozulmuş gibi görünmesidir. Ancak bu bir arıza değil, bir bağımsızlaşma hamlesidir.

  • Bireyselleşme Çabası: Bir ergen için ebeveyninin her dediğini harfiyen yapmak, hala "çocuk" kalmak demektir. Kendi kararlarını (yanlış bile olsa) vermek, birey olduğunun en somut kanıtıdır.
  • Akran Onayı vs. Ebeveyn Onayı: Bu dönemde "ait olma" ihtiyacı aileden arkadaş grubuna kayar. Bu, yetişkinlikteki toplumsal hayata hazırlık için gerekli olan evrimsel bir adımdır.
  • Bilişsel Devrim: Ergenlikte beyin, soyut düşünme yetisini geliştirir. Artık sizin söylediklerinizi sadece duymaz; onları mantık süzgecinden geçirir, eleştirir ve tutarsızlıklarınızı yakalar.

Bu Dönemecin Riskleri: Rol Karmaşası

Eğer genç, bu arayış sürecinde desteklenmezse veya üzerinde aşırı baskı hissederse "Rol Karmaşası" yaşayabilir. Bu durum; geleceğe dair hedefsizlik, uç noktalara savrulma veya başkalarının beklentileri içinde kaybolma şeklinde tezahür edebilir.

O, limandan ayrılmaya çalışan ama fırtına çıktığında sığınabileceği güvenli bir limanın (ailesinin) orada olduğunu bilmek isteyen bir gemi gibidir.

Bu noktada ergenin ihtiyacı olan şey, ne "tamamen serbest bırakılmak" ne de "aşırı kontrol edilmek"tir.

Ebeveynler İçin Hayatta Kalma Rehberi

Bu fırtınalı dönemde çocuğunuzla bağınızı koparmadan bu virajı nasıl dönebilirsiniz?

  • Sorgulamayı Kişisel Algılamayın: Size karşı çıkması sizi sevmediği için değil, kendi fikrinin varlığını test ettiği içindir.
  • Öğüt Veren Değil, Eşlik Eden Olun: Sürekli "doğruyu" söyleyen bir otorite figürü yerine, onunla fikir teatisinde bulunan bir rehber olun.
  • Güvenli Alan Oluşturun: Odasına çekilmesi bir reddediş değil, bir ihtiyaçtır. Kendi alanına saygı duyulduğunu hisseden genç, dış dünyaya karşı daha az savunmacı olur.
  • Duygusuna Ayna Tutun: "Bizi dinlemiyorsun" demek yerine, "Şu an kararlarına saygı duyulmasını istediğini görüyorum" demek, kapıları açan anahtardır.

Sonuç Olarak...
O eski çocuk aslında gitmedi; sadece daha karmaşık, daha derin ve daha özgün bir bireye dönüşmek üzere kabuk değiştiriyor. Bu sancılı dönemeçte profesyonel bir destek almak, hem gencin sağlıklı bir kimlik inşasına yardımcı olur hem de ailenin bu süreci en az hasarla ve en güçlü bağlarla atlatmasını sağlar.

Uzm. Klnk. Psk. Tuğba YILMAZ

Çocuk, Ergen ve Yetişkin Terapisti

Blog Yazılarına Dön